Türkiye’de enerji, madencilik, tekstil, inşaat, gayrimenkul geliştirme, tarım ve hayvancılık gibi farklı alanlarda başarıyla faaliyet göstermekte olan ve Türkiye’nin önde gelen kuruluşlarından olan Gürmen Grubun, enerji sektöründeki firmalarından olan Maspo Enerji Sanayi ve Ticaret AŞ, jeotermal elektrik santrali projeleri geliştirmek ve işletmek amacıyla 2010 yılında kurulmuştur.

Maspo Enerji elverişli piyasa, Türkiye’de yenilenebilir enerji dinamikleri için destekleme politikaları ve yasal düzenlemeler, projenin gelecek vaat eden teknik kapasitesi, uygun finansman yapılarına erişim, imkanlariyla Türkiye’nin jeotermal elektrik üretimi sektöründe lider oyuncu olmayı hedeflemektedir.

Maspo Enerji, Ekim 2011’de Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (“MTA”) tarafından açılan ihaleyi kazanarak Manisa – Alaşehir’de bulunan jeotermal sahasının 30 yıllık işletme haklarını almıştır. Türkiye’nin jeotermal kaynak açısından en aktif bölgelerinden birinde yer alan saha, aynı zamanda 126,50 km2’lik genişliğiyle Türkiye’deki en büyük jeotermal sahası olma özelliğine de sahiptir. Yerli ve Uluslarararası saygın teknik kuruluşlarca gerçekleştirilen araştırmalar sonucunda sahanın sürdürülebilir potansiyelinin 140 MW olduğu saptanmıştır.

Söz konusu 140 MW elektrik üretim kapasitesine 2020 yılına kadar ulaşmak adına detaylı planlar yapılmış olup, çalışmalar yoğun şekilde sürdürülmektedir. Maspo Enerji, ruhsat sahasının potansiyelinin en doğru şekilde değerlendirilmesi ve sürdürebilir elektrik üretiminin temini için sahada jeolojik, jeokimya ve jeofizik araştırmaları, hidrotermal alterasyon çalışmalarının yanı sıra Türkiye’de ilk olarak uzun dönemli etkileşim ve izleyici (tracer) testleri gerçekleştirmiştir.

Projenin Teknik Kapasitesi

Yerel ve uluslararası teknik danışmanlar tarafından gerçekleştirilen ön değerlendirmeler sonucu elde edilen verilere göre, sahanın bulunduğu Manisa – Alaşehir bölgesinin tektonik ve jeolojik yapısı nedeniyle Proje, jeotermal elektrik üretimine uygun olan birçok teknik özelliğe sahiptir.

  • Bölgedeki en önemli jeotermal alanlarından birinde konumlanmıştır.
  • Türkiye’de benzer projeler arasındaki en geniş sahaya sahip alandır.
  • Bugüne kadar Türkiye’de ölçülmüş en yüksek kuyu dibi sıcaklığa sahip olan kuyuyu içerir. (Şubat 2011 tarihinde 2,720m derinlikte 287oC olarak ölçülmüştür.)
  • Geleneksel yöntemlerle en az 140MW’lık elektrik üretme kapasitesine ulaşması mümkündür.
  • Yeni teknolojik yöntemler (Enhanced Geothermal System) kullanılarak kapasitenin 350MW’a çıkarılma potansiyeli bulunmaktadır.

 

Neden Jeotermal?

Türkiye’de elektrik üretimi, çoğunlukla yüksek tutarda enerji ithalatına ve çevre kirliliğinin artmasına sebep olan, doğal gaz ve kömür gibi fosil yakıtlarla çalışan elektrik santralleriyle gerçekleşmektedir. Bu problemlere çözüm olarak, ülke çapında yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesi devlet politikası haline gelmiş ve bu amaçla çeşitli düzenlemeler ve teşvikler yürürlüğe konulmuştur.

  • Yenilenebilir elektrik üretimi alanında küresel standartlarda düzenlemeler yapılmaktadır.
  • 2020 yılı sonuna kadar Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na (“EPDK”) jeotermal enerji yatırımı için yapılan başvurulara, 10 yıl süreyle KWh başına 10,5 dolar sent olarak belirlenen sabit fiyattan elektrik alım garantisi (Feed-in-Tariff) verilmektedir.
  • Jeotermal yatırımları için uygulanan elektrik alım garantisi fiyatı, yerli üretim yedek parça kullanımı gibi yollarla KWh başına 13,2 dolar sent’e çıkabilmektedir.
  • Önümüzdeki dönemde sektör için ilave fiyat ve vergi teşviklerinin çıkarılması da beklenmektedir.

 

Elverişli Pazar Dinamikleri

Türkiye’de elektrik sektörü, son 10 yılda ekonomik büyüme, artan nüfus, iyileşen yaşam standartları ve şehirleşme ile uyumlu olarak büyük bir ilerleme kaydetmiştir. Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (“TEİAŞ”) tarafından, elektrik üretiminde ve tüketiminde mevcut trendin izleneceği varsayımıyla yapılan 2012 – 2021 kapasite tahminlerine göre, 2017’de gerçekleşeceği tahmin edilen arz açığını engellemek için yeni enerji yatırımlarına ihtiyaç vardır.

  • 2002 – 2012 yılları arasında gerçekleşmiş olan %6,2’lik yıllık bileşik büyüme oranı ile dünyanın en hızlı büyüyen elektrik pazarlarından biridir.
  • 2012 – 2021 dönemi için Enerji Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen tahminlere göre, ortalama büyüme hızı yüksek senaryo için %7,5, düşük senaryo içinse %6,5’tir.
  • Türkiye’de kişi başına düşen elektrik tüketiminin Avrupa ülkelerinden oldukça düşük olması, pazarın gelecekteki potansiyelini göstermektedir.
  • Özelleştirmeler aracılığıyla, elektrik üretiminde ve dağıtımında devletin payını azaltarak pazarın liberalleşmesini sağlamaya odaklı politikalar uygulanmaktadır.
  • Elektrik için ikili ticaret, toptan ve perakende satış gibi birden fazla ticaret seçeneği bulunmaktadır.
  • Komşu ülkeler ile sınır ötesi elektrik ticareti yapabilme imkânı mevcuttur.